riskonomi.com

21. Yüzyılda Finansal Risk Yönetimi

Yeni Basel Düzenlemelerinde Reformlar: BASEL III

Doç. Dr. Mehmet Hasan EKEN

Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi

Basel Komitesi, 2008-2009 yıllarında yaşanan global finans krizi kapsamında halen uygulamada olan Basel Kriterlerini değiştirmek üzere Aralık 2009 ”Strengthening the resilience of the banking sector” isimli yeni bir çalışma yayınladı. Bu çalışmanın temel amacı, isminden de anlaşılacağı üzere bankaların mali esnekliklerinin (sağlamlığının) güçlendirilmesidir.

Basel Komitesi, yaşanan krizin gölgesinde yeni reformlar yapmaya kararlı görülmektedir. Bu kapsamda reformlarını mikro (banka) düzeyde reformlar ve makro (sektör) düzeyde reformlar olmak üzere iki ana gruba ayrılmaktadır. Basel Komitesine göre bu iki boyutla yapılacak yeni reformların hem bank düzeyinde ve hem de sektör düzeyinde esneklik ve sağlamlık kazandıracağına inanmaktadır. Basel Komitesinin bu çalışmasında mevcut Basel Kriterlerinin krizi algılamada, önlemede yetersiz kaldığı noktasından hareketle, mevcut kriterlerde önemli ölçüde değişikliğe gideceği görülmektedir.

Basel Komitesi krizin ve krizin hızla yayılmasının temel nedeni olarak bankaların gerek bilanço içi ve gerekse bilanço dışı kalemleriyle yarattıkları yüksek düzeydeki kaldıraç olarak görmektedir. Buna ilaveten, mavcut kriterler kapsamında sermaye tabanının düzey ve kalitesinde görülen erime de diğer bir faktör olarak görülmektedir. Bu nedenlerle, Basel Komitesine göre bankacılık sistemi oluşan sistemik ticari zararlarla ve kredi batıklarını absorbe edememiş ve “gölge bankacılık” olarak tabir edilen yüksek düzeyli bilanço dışı varlıklardan kaynaklanan olası zararlara maruz kalma riskleriyle başa çıkamamıştır. Bu sorunlar bulaşma etkisiyle tüm bankacılık sektörüne, diğer finans kuruluşlarına ve en nihayetinde de reel kesimi de etkileyerek bir ekonomi krizine dönüşmüştür.

Basel III Taslak Reformları

Basel III ya da tam adıyla Daha Sağlam Bankalar ve Bankacılık Sistemleri İçin Global Düzenleme Çerçevesi tüm Dünya’da esas olarak bankaların sermaye yapılarını güçlendirmeyi hedeflemektedir. Bu kapsamda, Basel Komitesinin sermayenin güçlendirilmesi çerçevesinde ilgililerin görüşüne sunduğu temel reform önerileri aşağıda yer almaktadır.

Birinci Reform Önerisi: Sermaye Tabanının Kalitesi, Tutarlılığı Ve Şeffaflığı Yükseltilmesi.

Bu reform kapsamında uluslararası düzeyde aktif olan ve oldukça karmaşık bir bilanço ve yönetim yapısına sahip bankaların zararları daha iyi absorbe etmeleri (hem faaliyetlerine devam ederken ve hem de batma durumunda) sağlanması hedeflenmektedir. Mevcut kriterlere göre bankaların ana sermaye/risk ağırlıklı aktifler oranlarını %2 düzeyine kadar indirebilmektedirler. Bu ise kaldıraç düzeyinin 50 kat olarak ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

İkinci Reform Önerisi: Sermayenin riskleri kapsama alanının güçlendirilmesi.

Basel Komitesi, mevcut kriterler kapsamında Temmuz 2009’da sermaye yükümlülüğü getirdiği menkul kıymet alım/satım portföyü (trading book) ile menkul kıymetleştirmenin (securitisation) yanı sıra, türev enstrümanlardan, repo faaliyetlerinden ve menkul kıymet finanse etme faaliyetlerinden kaynaklanan karşı taraf kredi riskini de sermaye yükümlülüğü kapsamına almaktadır. Basel Komitesi bu reform ile münferit bankaların esmeklik kazanacaklarını ve finansal şokların bir bankadan bir başka bankaya türev enstrümanlar ve finanse etme faaliyetleri kapsamında geçme riskini azaltacağını düşünmektedir. Basel Komitesi, bu reform ile en nihayetinde OTC (over-the counter: tezgah üstü) işlemleri de organize borsalara çekmeyi hedeflemektedir.

Üçüncü Reform Önerisi: Risk Tabanlı Sermaye Yeterliliğine İlave Bir Kaldıraç KatsayısınınGetirilmesi.

Basel Komitesi mevcut sermaye hesaplamalarına ilave olarak bankaların taşıyabilecekleri bir azami kaldıraç seviyesi önermeyi düşünmektedir. Bu katsayı henüz belli olmamakla beraber, düzeyi yapılacak görüşmelerle belli olacaktır. Basel Komitesi, bu çerçevede risk ağırlıklı hesaplamaların istismar edilmesini önleyeceğini düşünmektedir. Karşılaştırma yapılabilmesi için de bu reform uluslararası düzeyde harmonize edilecektir.

Dördüncü Reform Önerisi: Yeni sermaye tamponları geliştirilmesi.

Basel Komitesi kriz zamanlarında hasarları karşılayabilmek üzere, normal zamanlarda sermaye tamponları geliştirilmesi için bir takım tedbirler almayı düşünmektedir. Döngünün tersine hareket eden bir sermaye yeterlilik çerçevesi sağlam bir bankacılık sisteminin oluşmasına daha fazla katkı sağlayacağını düşünen Basel Komitesi, bunun da finansal şokları büyütme yerine hafifleteceğini ve reel sektöre geçişini engelleyeceğine inanmaktadır. Bu kapsamda beklenen zararlara karşılık ayrılması konusunda Basel Komitesi daha şeffaf bir şekilde gerçek zararları kapsayacak modellerin kullanılmasını önermektedir. Günümüzde ise oluşmuş zararlara karşılık ayrılmaktadır.

Beşinci Reform Önerisi: Uluslararası bankalara minimum likidite standardı getirme.

Basel Komitesi uluslararası bankalara yeni bir likidite hesaplama standardı getirecektir. Bu standart kapsamında bankalar, uzun dönem yapısal likidite rasyosu ile desteklenecek yeni bir 30 günlük bir likidite kapsama rasyosu hesaplayacaklardır. Bu likidite çerçevesi aynı zamanda gözetim hesaplama seti de içermektedir ki böylece gözetim otoriteleri hem banka bazında ve hem de bankacılık sektörü bazında likidite risk trendlerini kontrol etme ve analiz etme imkanına kavuşacaklardır.

Bu reform önerileri dışında, Basel Komitesi sistemik olarak önemli kuruluşların dışsal olarak yarattıkları sorunlaarı azaltmak üzere ilave sermaye, likidite ve diğer gözetim unsurlarına ihtiyaç olup olmadığını da araştırmaktadır.

Basel Komitesi kriz sonrası bankacılık kesiminin sermaye yapısını güçlendirdiğine ve sermaye kalitesini arttırdığına inanmakla beraber, bunun uzun dönemde korunmasına çalışacağını ifade etmektedir. Bunu da yapılacak reformlarla sağlamayı hedeflemektedir.

Basel Komitesi bu reformları 2010 yılı ortasına kadar tartışmaya açık tutacaktır. 2010 ikinci yarısından sonra ise mevcut sermaye yeterlilik kıstaslarını temelden değiştirecek, bu reformlar kapsamında yeni bir minimum gözetim sermayesi kalitesi ve seviyesi ortaya konacaktır. Geliştirilecek bu kıstasların 2012’de uygulanmaya konulması hedeflenmektedir.

Minimum Sermaye Gereksinimindeki Döngüselliği Azaltma

Basel Komitesi Minimum sermaye gereksinimindeki döngüselliği azaltma kapsamında Basel II’ye ilave yeni bir takım kriterler getirmektedir. Komite Basel II kapsamında getirilen kriterlerin özellikle komplike alım/satım işlemlerinden, re-sekuritizasyon ve bilanço dışı işlemlerden kaynaklanan riskleri kriz öncesi yakalamada başarısız olduğuna dikkat çekerek, bunun başarılmasının döngüselliğin sermaye gereksinimine yansıtılması ile sağlanacağına işaret etmektedir. Bu çerçevede, Basel Komitesi iki yeni önlemin kullanılabileceğini belirtmektedir.

Bunların ilki Avrupa Bankacılık Gözetim Otoriteleri Komitesi tarafından önerilen metottur. Bu metoda göre, Pillar II (Temel Yapı II) yaklaşımı kullanılarak, bankaların dahili risk ölçüme dayalı (IRB) olarak, rahat ekonomik koşullar altında tahmin ettikleri düşük temerrüt olasılıklarını (PD) düzeltme işlemi, PD tahminlerini bozulma koşullarında da tahmin ederek yapılabilecektir.

İkinci yöntem ise İngiliz gözetim otoritesi FSA tarafından geliştirilen bir yöntemdir. Buna göre, bankaların IRB ile ölçtükleri PD değerlerinin bir tablo ile döngü PD değerlerine dönüştürülmesi söz konusu olabilecektir.

Daha İleriyi Gören Provizyonları Desteklemek

Bu çerçevede Basel Komitesi üç önemli öneride bulunmaktadır. İlk olarak, Uluslararası Muhasebe Standartlarında değişiklik önerisinde bulunarak karşılıkları beklenen zarar (EL) kapsamında ayrılmasını önermektedir. Komite, EL ile karşılık ayrılarak olası zararların banka bilançolarına daha erken yansıtılabileceğini ve böylece gerçekleşen zararlara karşılık ayrılmasından daha etkin sonuçlar alınabileceğine işaret etmektedir.

İkinci olarak Basel Komitesi kendi düzenleme rehberini EL ile karşılık ayırma ile uyumlu olma adına yeniden düzeltmektedir. Bu kapsamda ulusal düzenleyici kuruluşlar da daha güçlü karşılık ayırma uygulamalarına EL yaklaşımı ile geçebileceklerdir.

Son olarak Basel Komitesi daha güçlü karşılık ayırma işlemlerine yeni gözetim sermayesi çerçevesinde yer verecektir.

Sermayeyi Muhafaza Etmek

Bu kapsamda Basel Komitesi, kriz dönemlerinde kullanılmak üzere istenen minimum sermayenin üzerinde sermaye muhafazası ve yeni tamponlar geliştirilmesine ilişkin yeni kurallar getirmektedir. Bu çerçevede, özellikle ekonominin iyi geliştiği zamanlarda bankaların yüksek düzeyde temettü ödemelerine ve /veya hisse geri alımlarına dikkat çekerek sermayelerini azalttıklarına, ancak bu bankaların daha sonra sermayelerini güçlendirmeye pek fırsat bulamadıklarına işaret ederek, ulusal gözetim otoritelerine bu alanda güçlü yetkiler verilmesinin altını çizmektedir.

Aşırı Kredi Büyümesi

Basel Komitesi kriz dönemlerinde bankaların karşılaştıkları kredi bataklarının tohumlarının kriz öncesinde bankaların kredi vermede aşırı cömert olmalarına ve kredilendirmede aşırılığa kaçmada görmektedir. Bu nedenle, Basel Komitesi bankaların aşırı kredi vermelerini önlemek için aşırı kredi verilen dönemlerde ilave sermaye tamponu geliştirilmesinin altını çizmektedir. İlave sermaye tamponu istemenin ise aşırı kredilendirmeyi azaltacağı beklenmektedir.

Yani, sermayenin korunması amacıyla, aşırı kredilendirme işaretleri olduğunda ilave sermaye tamponları istenmesi ile temel makro ihtiyatlılık amacı kapsamında bankacılık sektörünün aşırı kredi büyümesinden korunacağı beklenmektedir.

Basel Komitesi sermayenin döngüler karşısında korunmasına yönelik hedeflerin birbirlerini tamamladığının da altını çizmektedir. Şöyle ki, karşılıklar beklenen zararlara karşı bankalara koruma sağlarken, minimum sermaye ve sermaye tamponları ise beklenmeyen zararlara karşı bankaları koruması beklenmektedir. Aşırı kredi endeksi normal zamanlarda “0” olarak belirlenirken, sadece piyasalarda aşırı kredi imkanı olduğu zamanlarda bu endeks arttırılmaktadır.

BASEL III KAPSAMINDA SERMAYENİN TANIMI

Basel II kapsamında tanımlanan “gözetim sermayesi” aşağıdaki kalemlerden oluşmaktadır.

1- Ana Sermaye (Tier 1 Capital): Bu sermaye bankanın devam eden işlemleri (Going Concern yani Devamlılık İlkesi) için bulundurulan sermaye olarak tanımlanmaktadır. Bu sermaye iki ana unsurdan oluşmaktadır. Bunlar

a. Ödenmiş Sermaye (Common Equity) b. İlave Sermaye

2- Katkı Sermaye (Tier 2 Capital): Bu sermaye ise işletmenin iflası (Gone Concern) durumunda kullanılabilecek sermayedir.

Her iki sermaye grubuna dahil olabilecek ve dahil olamayacak kalemler aşağıda verilmekle beraber, Basel Komitesinin bu konuda yapacağı ilave değerlendirmeler neticesinde bu kalemlere ilişkin tanımlamalar değişebilecektir.

Ödenmiş Sermayeye Dahil Olabilecek Kalemler

1- Çıkarılmış Adi Hisse Senetleri, 2- Hisse Senedi İhraç Primleri, 3- Dağıtılmamış Karlar, 4- Yedek Akçeler, 5- Azınlık Hakları

İlave Sermayeye Dahil Olabilecek Kalemler

1- Ana sermayeye dahil olabilecek ancak ödenmiş sermayeye dahil edilmemiş diğer Ana sermaye kalemleri, 2- İlave sermayeye dahil hisse senetlerine ilişkin ihraç primleri, 3- Ödenmiş sermayeye dahil edilmemiş azınlık hakları.

Ana sermayeden yapılacak indirimler ise aşağıda sıralanmaktadır.

1- Maddi olmayan duran varlıklar ödenmiş sermayeden indirilir, 2- Ertelenmiş vergiler ödenmiş sermayeden indirilir, 3- Koruma (Hedge) nakit akışları ödenmiş sermayeye eklenmeyecek ya da ödenmiş sermayeden düşülmeyecek, 4- Eksik ayrılmış muhtemel zarar karşılıkları ödenmiş sermayeden indirilir, 5- Menkul kıymetleştirme ile alakalı satış kazançları ödenmiş sermayeden indirilir, 6- Emeklilik fonlarına ilişkin yükümlülükler ödenmiş sermayeden indirirlir, 7- Bankanın satın aldığı kendi hisse senetleri ödenmiş sermayeden indirilir, 8- Bankaların sermayelerini suni olarak şişirmek için diğer banka, finans ve sigorta kuruluşlarına yaptıkları karşılıklı ya da çapraz sermaye yatırımları ödenmiş sermayeden indirilir, 9- Bankaların banka, finans ve sigorta şirketlerinin hisse senetlerine yaptıkları yatırımlar (alım satım amaçlı, satılmaya hazır ve vadeye kadar elde tutulan) o işletmelerin ödenmiş sermayelerinin %10’nundan az ise ve bankaların konsolide edilecek sermayelerinden sayılamazsa, o zaman Ana sermayeden (Tier 1 capital) (ağırlıkları çerçevesinde hem ödenmiş sermayeden

ve hem de ilave sermayeden), ve Katkı sermayeden (Tier 2 capital) ağırlıkları çerçevesinde indirilir. Yalnız burada ön koşul şudur; eğer toplam yatırım bankanın kendi ödenmiş sermayesinin %10’unu aşmıyorsa indirime gidilmez, aşan tutar indirilir. 10- Bankaların banka, finans ve sigorta kuruluşlarının hisse senetlerine yaptıkları yatırım (alım satım amaçlı, satılmaya hazır ve vadeye kadar elde tutulan), yatırım yapılan işletmelerin ödenmiş sermayelerinin %10’unu aşıyorsa, ve bu yatırımlar bankanın Tier 1 ve Tier 2 sermayelerine kurallar çerçevesinde dahil edilemiyorsa, o zaman ödenmiş sermaye kaleminden bütünüyle indirilir.

Katkı Sermayeye Dahil Olabilecek Kalemler

1- Banka tarafından ihraç edilmekle beraber ana sermayeye dahil edilemeyen sermaye ve sermaye benzeri borç enstrümanları ve diğer enstrümanlar, 2- Katkı sermayeye dahil hisse senetlerine ilişkin ihraç primleri, 3- Ana sermayeye dahil edilemeyen azınlık hakları, 4- Kredi karşılıkları.

Basel III kapsamında yeniden tanımlanan gözetim sermayesi ile risk ağırlıklı aktifler arasındaki sınırlamalar ise aşağıdaki şekilde yeniden öngörülmüştür. Buna göre;

1- Ödenmiş sermayenin risk ağırlıklı aktiflere oranı hiç bir zaman %4,5 seviyesinin altına düşmeyecektir, 2- Ana sermayenin (Tier 1 capital) risk ağırlıklı aktiflere oranı ise hiç bir şekilde %6 seviyesinin altına düşmeyecek ve 3- Toplam gözetim sermayesinin (Tier 1 capital + Tier 2 capital) risk ağırlıklı aktiflere oranı ise hiç bir şekilde %8 seviyesinin altına düşmeyecektir. 4- distributions. 5- Bunlara ilaveten, bankalar stress dönemleri dışında da “sermaye koruma tamponu” olarak isimlendirilen bir sermaye bulundurmak zorunda olacaklardır. Bu sermaye ödenmiş sermaye türünden olup risk ağırlıklı aktiflerin %2,5’u kadar olacaktır. Aşağıdaki tabloda bankaların sermaye yeterlilik rasyoları ile bulundurmaları gereken sermaye koruma tampon arasındaki ilişki gösterilmektedir.

Bu reformların ayrıntılarını ve özellikle sermaye ile ilgili güçlendirme önlemlerini sonraki sayımızda ayrıntıları ile inceleyeceğiz.

Comments are closed.