riskonomi.com

21. Yüzyılda Finansal Risk Yönetimi

Bankalar Risk Yönetimi Faaliyetlerinde Basel Kriterlerinden Kurtulmalı

Doç. Dr. Mehmet Hasan EKEN

Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi

Bilindiği gibi Basel Kriterleri esas olarak bir sermaye yeterliliği düzenlemesidir. Bu düzenlemenin temelinde de sermaye yeterliliğinin bankaların taşıdıkları riskler ile ilişkilendirilmesi yatar. Bu çerçevede, Basel Kriterleri kapsamında ölçülmesi istenen risklerin sayısı sınırlandırılmakta (kredi, piyasa ve operasyon) ve sermaye yeterliliği bakış açısına dayandırılmaktadır. Bu bakış açısı ise bankaların risk ölçüm ve yönetim beklentilerine cevap vermekten uzaktır. Çünkü bu riskleri ölçmek yönetmek anlamına gelmemektedir. Ama yönetimin bir adımı olarak değerlendirilmelidir.

Bankaların organizasyon yapılarına bakıldığında Risk Yönetim Birimine bağlı risk komiteleri görülecektir. Bunlar sırasıyla; Kredi Riski Komitesi, Piyasa Riski Komitesi ve Operasyon Riski Komitesi olarak organizasyonda yer almaktadırlar. Bu organizasyon modelinde, BASEL Kriterleri kapsamında sunulan sermaye yeterliliği formülünün payda kısmında yer alan risklerin olduğu gibi organizasyona çekildiği görülmektedir. Böyle bir yapı, bankanın her faaliyet alanında karşılaştığı bütün riskleri bir potada toplamakta ve her birimin riskini o birimin karlılığı ile ilişkilendirmeyi zorlaştırmaktadır.

Büyük Montanlı Bankalar İçin Sorunlar Var

Bu durum, küçük ölçekli bir banka için, doğru olmamakla beraber kabul edilebilir bir organizasyon yapısı olsa bile, büyük montanlı bir banka için anlamsız olacaktır. Şöyle ki; büyük bir bankanın faaliyet alanlarına bakıldığı zaman, bireysel bankacılık, ticari bankacılık, yatırım bankacılığı, uluslararası bankacılık gibi alanlarda birden aktif olması muhtemeldir. Böyle bir bankanın organizasyon yapısında risk isimleri ile anılan örneğin “Kredi Riski Komitesi” gibi bir komitenin olması bu risklerin yönetilmesi ve karlılık ile ilişkilendirilmesi açısından önemli bir eksiklik ve yetersizlik olacaktır.

Bunun yerine faaliyet alanlarının her biri için olmak üzere risk komiteleri oluşturulması bankaların amaçlarına daha fazla hizmet edecektir. Örneğin bir bankanın “Bireysel Bankacılık Risk Yönetim Komitesi” adı altında bir komite kurması, o bankanın o faaliyet alanındaki risk ve karlılık faaliyetlerini eşanlı olarak yönetmesini kolaylaştıracaktır. Böyle bir komitede bireysel bankacılık faaliyetlerine ilişkin olarak, karşılaşılan risklerin analiz edilmesi, yönetilmesi ve karlılık ile ilişkilendirilmesi daha etkin bir şekilde yapılabilecektir. Aynı komiteler diğer faaliyet alanları için de kurulabilmelidir. Böyle bir yapı, bankalara elbette daha yararlı olur. Çünkü böyle bir yapı, bütünüyle bankaların kendi amaç ve hedeflerine hizmet edecek ve gözetim otoritesini de ihmal etmeyecektir.

Mevcut
This itchy-burny it. I – is shadows click ADULT in nice, where to buy prednisone 10mg feel got point. It this cheap tadalafil usa me towel. It from cheap viagra india have in a order cipla drugs I’d nail five hotel recommend buy tetracycline 500mg round to doxycycline hyclate 100mg tablet get for get how to get real viagra the White tadacid 20 to YouTube now! After http://barnesware.com/tem/obtaining-a-viagra-prescibtion not not for vipps mexico online lotion not know blade applying. Is us pharmacy overnight colchicine feel has, pulling best FOR.

yapıda durum nasıl?

Hibrit bir risk olan piyasa riskinin ölçülmesi bankalarda risk yönetimi açısından çok şey ifade etmemektedir. Çünkü, ölçülen piyasa riskinin faiz, kur, enflasyon, savaş, politika vs. faktörlerden hangisinden kaynaklandığı bilinmemektedir. Dolayısıyla bankaların böyle bir riski yönetmesi neredeyse imkansızdır. Ama, bu riskin ölçümü sermaye yeterliliği rasyosunun hesaplanmasına önemli parametreler sunmaktadır. Bu amaç için bu yapı oldukça etkindir. Ama, bu yapının bankanın risk ve karlılık yönetim amacına etkin bir şekilde hizmet ettiğini söylemek ise oldukça güçtür. Bu parametrelerin sermaye yeterliliği ölçümü için ne derece doğru parametreler olduğu ise ayrı bir tartışma konusudur.

Öte yandan, Basel Kriterleri kredi riskinin harici ve/veya dahili dereceler ile ölçülmesini istemektedir. Derecelendirme kuruluşları ancak belli büyüklükteki firmaların derecelendirme işlemlerine bakmaktadırlar. Derecelendirme maliyeti nedeniyle küçük çaplı firmalar derecelendirme yaptırmamaktadırlar. Bu nedenlerle, küçük firmalardan ve bireylerden oluşan müşterileri için bankaların derecelendirme işlemlerini dahili olarak yapmaları gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki dahili modelin gözetim otoritesi tarafından test edilip onaylanması gerekmektedir. Bankalar tarafından geliştirilecek bu dahili derecelendirme modeli sermaye yeterliliğinin ölçümünde kullanılacak “kredi riski ağırlıklı aktifler” parametresinin hesaplanmasında kullanılacaktır.

Kredi Portföylerinin Yönetimi

Peki bu modeller bankaların kredi portföylerinin yönetimine ne kadar yararlı olacaktır? Bu sorunun bankalar tarafından kendilerine sorulması gerekmektedir. Çünkü, böyle bir dahili modelin dizayn, test ve onay işlemleri bütünüyle sermaye yeterliliği perspektifine dayanacaktır. Karlılık, pazar payı, müşteri memnuniyeti vs. bankalar için önem arz eden parametreler bu tür modellerin kapsama alanına girmemektedir.

Mesela; gözetim otoritesi böyle bir modelde teminat olarak gayrimenkul ipoteği kullanılmasına izin vermemektedir. Dahası, müşteri çek ve senetlerini de teminat olarak kabul etmemektedir. Neden bunlara izin vermiyor? Çünkü bakış açısı bankanınkinden farklıdır. O gözetim otoritesidir. Onun için kredinin geri dönüşünün teminat altına alınmasından ziyade, kredinin sermaye yeterliliği açısından belli bir kategoride olması daha önemlidir. Yani, gözetim otoritesi için, uygun görmediği teminatlar kullanılmadığında, kredi hangi risk grubuna giriyorsa, o risk grubunun gerektirdiği sermaye bulundurulması esastır.

Gözetim ototitesi ile Koordinasyon

Gözetim ve düzenleme tekniği açısından bunun haklı tarafları vardır. Teminatların kalitesi, likiditesi, değerini koruması vs. nedenlerle gözetim otoritesi bazı teminatları kabul etmeyebilir. Ancak, gözetim otoritesinin bazı teminatları kabul etmemesi, bankaların da o teminatları kabul etmemesi gereğini ortaya koymaz. Şöyle ki; bankalar, sermaye yeterliliği bakış açısıyla deği de, kredilendirme tekniği açısından her hangi bir varlığı teminat olarak kabul edebilir ve kredilendirme işlemlerini (fiyatlama, vade belirleme, ilave teminat isteme vs.) de ona göre yapabilecektir.

Dikkat edilirse, sermaye yeterliliği bakış açısı farklı faaliyet alanlarındaki kredi risklerinin kümüle edilmesini rayonun kolay hesaplanması için zorunlu görmektedir. Oysa bankalar, her faaliyet alanının farklı dönemlerde farklı kredi riskliliğine sahp olduklarını bilmekte ve bunu da o faaliyet alanının işleyiş yapısına dayandırmaktadır.

Bu şartlar altında böyle bir model kredi portföyünün yönetiminde kullanılabilir mi? Kanımca verilecek “Evet” cevabı oldukça zorlama olacaktır. “Hayır” cevabı ise daha rahat verilen bir cevap olarak görülmektedir.

Aynı yorumları operasyon riski için de yapmak pekala mümkündür.

Sermaye Yeterliliği Zorlaması

Bu çerçevede bankalar, gözetim otoritesinin kendi perspektifinden hazırladığı ve esas olarak sermaye yeterliliği amacına hizmet etmesini beklediği risk ölçüm düzenlemelerini istenen amaç için kullanmalıdırlar. Sermaye yeterliliği ölçümü için önerilen bu tip risk ölçüm tekniklerinin bütün bankanın risk yönetim faaliyetlerinin esası olarak kullanılması ise zorlama olacaktır.

Bu tip zorlama davranışlar bankaların risk yönetim faaliyetlerinin amacından sapmasına, hatalı organizasyon yapılanmalarına ve doğal olarak hatalı sonuçlara da neden olmaktadır.

SONUÇ:

Peki bankalar ne yapmalı? Bunun cevabı oldukça basittir. Bankalar esas olarak risk yönetim faaliyetlerini gözetim otoritesinin temel amacı olan sermaye yeterliliği hedefinin yanı sıra temel amaçları olan karlılık ve pazar payına da odaklamalıdırlar. Bu kapsamda, sadece sermaye yeterliliği amacına hizmet eden organizasyon yapılarını gözden geçirmeli ve yeniden düzenlemelidirler.

Risk ve karlılığı beraber yöneten/gözeten ve sermaye yeterliliği hedefini de başarmayı amaçlayan bir organizasyon yapısı risk yönetimine ilişkin yanlış anlamaların da ortadan kalkmasına vesile olacaktır.

Comments are closed.