riskonomi.com

21. Yüzyılda Finansal Risk Yönetimi

Küresel Kriz Finansal Riskler ve Risk Mühendisliği

Doç. Dr. Kutlu MERİH @CORTEXIEN

@RISKONOMETRI @RISKONOMI EDİTÖRÜ
Ekim.2014

Günümüz dünyasında, artan küreselleşme ile sermayenin serbest dolaşımı üzerindeki engeller giderek azalmakta, piyasaların entegrasyonu sayesinde finansal hareketlilik ise artmaktadır. Finansal kuruluşlar ise, eskiden maruz oldukları risklere ilaveten uluslararası piyasalarda faaliyet göstermekten kaynaklanan global risklere de açık hale gelmişlerdir. Son yıllarda finans piyasalarında ortaya çıkan krizlerin çoğunda etkin bir risk yönetimi bulunmayışının neden olarak gösterilmesi , daha karmaşık risk yönetimi tekniklerine olan ihtiyacı ortaya koyuyor.

 

Risk Yönetiminde Sorunlar

Uluslararası mali piyasalar 1980 ve 1990’lı yıllar da esaslı bir geçiş dönemine tanık oldu. Bir taraftan karmaşık ve değişken işlemlerin ortaya çıkması piyasalarda belirsizliği artırırken öte yandan dinamik ve rekabetçi finans sektöründeki piyasa katılımcıları eskisinden daha büyük mali risklerle karşı karşıya kaldılar. Sorunları önlemek için geliştirilen türev enstrümanların, risk yönetimi tekniklerinin yetersiz kaldığı hatta riskin kendisini oluşturduğu 2008 küresel bankacılık krizinde açıkça ortaya çıktı. Kuşkusuz, bu olumsuz gelişmelerin birçok nedeni var.

fake oakley sunglasses

“ Güçlü küresel gelişme, artan sermaye akımları ve sürekli  bir stabilite döneminde, Pazar katılımcıları riskleri gerektiği gibi değerlendirmeden ve gerekli önlemleri göz ardı ederek yüksek getiri peşine düştüler. Aynı zamanda zayıf ipotek standartları, yetersiz risk yönetimi uygulamaları, artarak karmaşıklaşan ve anlamı belirsiz finansal ürünler ve bunların sonucu aşırı leverage kullanımı sistemde kırılganlıklar oluşturmak için bir araya geldiler. Bazı gelişmiş ülkelerdeki politikacılar, düzenleyiciler ve gözetimciler finansal Pazarlarda oluşmakta olan riskleri uygun bir şekilde algılayıp belirleyemediler, finansal yeniliklere adapte olamadılar veya iç pazardaki düzenleyici uygulamalarının sistem üzerinde yaratacağı çarpıtmaları hesaba katamadılar.”

15 Ekim 2008 “Finansal Pazarlar ve Dünya Ekonomisi üzerine Zirve” Bildirgesinde G-20 liderlerinin değerlendirmesi.

 

2008 Krizi

2008 sonlarında yoğun bir ödeme güçlüğü içine düşen Amerika ve Avrupa’nın büyük finansal kuruluşları, global finansal sistemi dramatik bir çözülmenin eşiğine getirdi. Finansal kuruluşların dünya çapında işlem ağına sahip olmaları, bankaların birbirinin kreditörü olması gibi etkenler Amerikan‘ın finansal hastalığının dünyanın her tarafına önce Avrupa’ya daha sonra da gelişmekte olan ülkelere yayılmasına neden oldu. Böylece global piyasalar global resesyona dönüşmeye başladı.
Başlangıçta kredi krizi olarak nitelendirilen durum giderek dünya ekonomik krizi halini almaya başladı. Sorunun bu aşamaya kadar ilerlemesinde, görünüşte birbiriyle ilişkisiz faktörlerin etkileşmesi önemli rol oynadı. Bütün bu etkileşmeler mükemmel bir finansal fırtına (türbülans) yarattı. Gözlediğimiz gelişmeler son otuz yılda moda olan “Risk Yönetimi” tekniklerinin yetersizliğini açıkça ortaya koyduğu gibi finans (risk) mühendisliğine dayanan yeni ve gelişmiş tekniklerin de gerekliliğini gündeme getiriyor. Bu konuya bir küresel uzman şöyle değiniyor.

http://www.airmaxrunningsneaker.com

“Yaşadığımız ekonomik ve finansal krizin bize gerçekten öğrettiği temel derslerden birisi finans kurumları içinde risk yönetiminin rolü konusunu yeniden düşünmemiz gerektiğidir. Sanayinin beklenmedik aşırı kayıplar tarafından biçimlenen doğal tepkisi, ya risk yönetiminin rolünü küçümseme için ya da bunun tersi olarak kriz öncesi yapılan aynı hataları abartmak şeklinde oldu. Tam şu anda yapmamız gereken şey risk yönetiminin stratejik kararlara katılmasını sağlayan uygun bir risk yönetişimini geliştirmemizdir. Bu, risk yönetimi için çok önemli bir andır ve başarılı olmak için firma içinde risk yönetimi eğitimini geliştirmeli ve bunu sadece risk yöneticileri için değil fakat daha geniş ve stratejik atılımcılar için yapmalıyız.”
- Dr Marcelo Cruz, New York University Professor, Senior Advisor to Boards and Executives of Financial Institutions

Uluslararası piyasalarda çarpık küreselleşme

Birinci neden, uluslararası piyasaların çarpık küreselleşmesidir. Bütün dünyadaki piyasalar, sermayenin serbest dolaşımındaki engelleri aşamalı olarak ortadan kaldırarak, daha geniş bir piyasa şekline dönüştüler. Aslında küreselleşmeyi coşku ile savunanlar küresel piyasaların serbest piyasa mekanzimasının kurum ve kuralları ile uyumlu olmadığını gözden kaçırdılar. Bu, dünyanın bir bölgesinde ortaya çıkan sorunların başka bir bölgedeki piyasalara ve yatırımcılara hemen yansıması gibi bir olguyu da beraberinde getirdi. (Amerikalı gazeteci Thomas FRIEDMAN’ın kitabında övdüğü elektronik sürüler deli dana hastalığına yakalandı – LEXUS AND OLIVE TREE)
Aslında sermayenin serbest dolaşımı bütün bankacılık sisteminin doğasına aykırı olarak üzerine oturduğu bir “küresel arbitraj” olgusunu yansıtıyor. Diğer bir deyişle küresel sistemdeki bankalar ekonomik bir mantığı olan ve gerçekçi bir risk yönetimine dayanan bankacılık fonksiyonları yerine fonları ucuz olan ülkelerden temin edip pahalı ülkelere pazarlamak gibi bir arbitraj olgusundan yararlanıyor. Japon ev hanımlarının tasarruflarını nemalandırmak için yararlandıklar “carry trade” aslında bütün bankacılık sisteminin uygulamakta olduğu bir iş modeli. Bu piyasa modelinin temel varsayımlarına aykırı sürekli arbitrajın giderek bir kriz ortamı yaratacağı açık ve yaşadığımız kriz de bunu gösteriyor. Ev hanımı aklı ile yapılan işletmeciliğin sonu doğal olarak 2008-2009 krizi olacaktır.

http://www.oakleyeyewear2015.com

Uluslararası piyasaların artan volatilitesi

Diğer bir neden, uluslararası piyasaların giderek daha da değişken (volatil) olmasıdır. Piyasa fiyatlarının ve rasyoların, kur paritelerinin inişli çıkışlı bir seyir izlemesi anlamına gelen piyasadaki değişkenlik (volatility), finansal riskin ana kaynaklarından biri olarak kabul edilir. Piyasadaki değişkenlik arttığında, piyasa katılımcıları daha büyük belirsizlik ve risklerle karşı karşıya kalırlar.
Başka bir neden ise, uluslararası piyasalardaki şartların değişmesi sonucunda karmaşık yapılı yeni yatırım alternatiflerinin ortaya çıkmasıdır. Yatırım araçlarının çeşitliliği, korunma (hedging) amaçlı türev enstrümanlarda olduğu gibi, diğer yatırım araçlarını da gelişmeye yöneltti. Türev enstrümanlar, finansal piyasalarda riski azaltmak için giderek daha geniş olarak kullanılmakla birlikte bunlardan kaynaklanan zararlar da artmaya başladı. Bunun kökeninde türev ürünlerin dayandığı ekonomik anlayışın ve matematik tekniklerin tutarlı bir yorumlamadan geçmemiş olması ve türevlerin mikro ve makro ekonomik etkileri ile ilgilenilmemiş olması olduğu söylenebilir.

http://www.airjordansneakerretro.com

Küresel fon ve lojistik akımlar arasındaki tutarsızlık

Dünyada kredi fonları arzındaki artış, finansal risklerin de hızla artmasında önemli bir rol oynamakta ve bu artış, daha büyük belirsizliklerle birlikte finansal risklerin realize olması sonucu, hatırı sayılır kayıplara neden olmaktadır. Özellikle 1990’lı yıllarda bu şekilde ortaya çıkan sorunlar nedeniyle birçok mali skandal yaşandı. Nitekim, son zamanlarda Long-Term Capital Management (LTCM) isimli bir hedge fonun yaşadığı mali kriz ve ABD hazinesine yüklediği maliyet, yönetiminde Nobel ödüllü yöneticileri olsa bile riski her zaman azaltamayacağını açıkça gösterdi. Ayrıca türev ürünleri nedeniyle yaşanan finansal krizlerin giderek artan bir moment kazanması ve kayıpların milyar dolarlardan trilyon dolar mertebelerine ulaşması bı türev ürünlerin arkasındaki varsayımların ve matematik tekniklerin yetersizliği yanında Nobel ödüllerinin de ne kadar basmakalıp kriterlere göre dağıtıldığını ortaya çıkardı. Burada ilginç olan konu LTC MG ve BARINGS Bank olaylarından finansal sistemin almaları gereken dersleri almamış olmalarıdır. 2008 sonlarında gözlediğimiz finansal çöküş, daha öncekilerin basit bir prototip gibi algılanacağı bir düzeydedir.

Sonuçta, finansal risklerdeki artışın ana sebeplerinden birisinin küresel sistemdeki fon ve lojistik akımları arasındaki tutarsızlıklar olduğu anlaşıldı. Özellikle, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin bankacılık sektörlerinin aynı alanda rekabet etmeye başlaması ve büyük ölçekli bankaların bankacılık sektörü dışındaki finansal kurumlarla yoğun rekabete girişmeleri kredi riskini daha önemli ve fakat karmaşık hale getirdi.

http://www.ray-baneyewear2015.com

Risk Kavramında gerçekçi olmamak

Önemli bir diğer etken (finansal çöküş olaylarında yaygın bir şekilde gözlendiği gibi) gerçekçi olmayan bir risk anlayışının ve türev ürünlere yöneltilen yanlış beklentilerin finansal kuruluşları cüretli kaldıraç (leverage) oranları kullanmaya sürüklemesidir.
Bu gelişmelerin her biri ulusal ve uluslararası bankacılık sisteminin yapısallarını etkiledi. Bankalar ve diğer finansal kurumlar açısından daha etkin risk yönetimi hem ulusal hem de uluslararası piyasaların finansal istikrarını korumak için kaçınılmaz olduğu bilinen bir gerçek haline dönüştü. Örnekler bize gösteriyor ki piyasa katılımcıları, mali kontrol birimleri hatta portföy yöneticileri ve diğer idareciler zaman zaman kurumlarının karşı karşıya kaldığı bazı risklerden habersiz olmalarının yanında risk yönetimi tekniklerini kavramakta ve yorumlamakta da oldukça yetersiz kalmaktadırlar.

Finansal piyasaların kaçınılmaz bir unsuru olan risk yönetiminin, son yıllarda teknolojideki gelişmeler ve piyasaların deregülasyonu ile küreselleşme olgusunun finansal piyasalarda da kendisini göstermesine paralel olarak daha karmaşık hale geldiğini görüyoruz. 2008 finansal krizinden sonra finansal sitemde riskin konvansiyonel anlayış ve yöntemlerle yönetilemediği açıkça görülebiliyor. Geleneksel anlayışa göre finansal piyasalarda kurumlar kredi riski , likidite riski , piyasa riski, operasyonel risk gibi pek çok risk türü ile karşılaşırlar. Bunların anlamı bazı olumsuz durumların finansal kayba neden olmasıdır. Risk bu şekilde kategorize edildiğinde sıradanlaşır ve yaşamsal önemini yitirir. Gerçek risk ise bunların kardeşlenerek kombine olarak oluşturacağı etkinin finansal kuruluşun varlığını tehdit altına almasıdır. Dışsal kaynaklı bir piyasa riski zincirleme olarak kredi riski, likidite riski, operasyonel risk ve batış sürecini tetikleyebilir. Risk yönetimi riskin konvansiyonel tanımları konusunda bilinçliliğini arttırmalı fakat esas olarak hangi kombinasyonun ne zaman ve nasıl tehdit edici hala geleceği konusu üzerine odaklanmalıdır. Riski hafife almanın faturası 2008 krizinde ağır bir şekilde ödenmiştir.
Risk endüstriyel işletmeciliğin doğasında varhttp://www.ray-baneyewear2015.com

Risk yüklenmenin bir çok şekli herhangi bir iş faaliyetinin doğal yapısını oluşturur. Bazı sektörler için bazı riskler ise doğal sayılır. Örneğin petrol fiyatlarındaki yükseliş ve düşüşler petrol arayan, çıkartan ve rafine eden kuruluşlar için doğal sayılır. Diğer bir çok risk türü ise doğal sayılmaz ve bunların giderilmesi veya önlenmesi istenir. Bir dükkan sahibi için rekabet veya moda doğal riskleri oluşturur fakat yangın ve ya hırsızlık doğal bir risk değildir ve sigortalanarak hasar engellenmelidir. Bütün önlemlerin finansal olacağı düşünülmemelidir. Nakit ve fon akışlarını düzenlemek ve uygun zaman ve şekilde stok yapmak ta riskleri engelleyebilir. Bankalar aktif ve pasiflerinin vadelerini ayarlayarak riske jarşı önlem alabilirler. Risk önleme çalışmaları finans dünyasında popüler olan arbitraj veya spekülasyon gibi uygulamalardan farklı düşünülmelidir.
Bugün merkez bankaları, yatırım ve ticaret bankaları gibi finansal kuruluşlardan büyük sanayi ve hizmet kuruluşlarına kadar her biri organizasyon yapıları içinde risk yönetimi birimlerine sahiptirler. Olmayanlar da yaşanan krizler sonucunda hızla bu organlarını geliştireceklerdir. Her kuruluş sahip olduğu iş anlayışı ve amaçları doğrultusunda karşılaştığı riskleri en etkin risk yönetimi teknikleri sayesinde ele alarak strateji geliştirmelidir. Piyasa oyuncularının karşılaştığı riskler ve de bu riskler karşısında aldığı kararlar farklıdır. Basit bir örnek vermek gerekirse bir malın üreticisi bir ay sonrası için ürettiği malın fiyatının düşmemesini isterken, aynı malın alıcısı ise fiyatların artmasını istemez. Bu durumda malın üreticisi için fiyatların düşmesi risk iken, malın alıcısı için fiyatların artması riskdir. Buna göre taraflar kendi risklerini kontrol altına alabilecekleri tekniklere yönelmelidir.

oakley frogskin sunglasses

Risk Mühendisliğinin Gerekliliği

Finans dünyasında en popüler risk türü verilen kredinin geri dönmeyişini vurgulayan Kredi riskidir. Bunun yanısıra finansal işlemlerdeki ve piyasalardaki riskler, piyasa riski, kur riski, faiz riski, likidite riski, işlem riski, ülke riski, yasal risk, hedging risk ve sistem riski şeklinde kritik ve stratejik alt gruplara ayrılıyor. Bütün bu risk kategorilerinin ayrıntılarını ilerde daha kapsamlı ve sistematik olarak irdeleyeceğiz. Burada vurgulamak istediğimiz son gelişmelerin bu risklere yönelik olarak geliştirilen tekniklerini amaca uygun olmadığını ve hatta bu riskleri daha da arttırdığını vurgulamak olacak. Öncelikle risk belirlenip doğru bir şekilde ölçüldükten sonra genellikle ikinci adım olarak riskin oluşmasını önlemek geliyor. Son krizde özellikle ABD finansal sisteminde bu konuda oldukça özensiz ve dikkatsiz davranıldığı gözleniyor.
Şüphesiz finansal risklerin azaltılması ve bu risklerin sistemin düzgün işlemesini kesintiye uğratmaması konularında sürekli olarak düşünmek ve etkin yöntemlerin geliştirilmesi gerekİyor. Rekabet, değişkenlik, küreselleşme ve bankacılık işlemlerinden kaynaklanan riskler bankacılık sektörünün fazla risk almasına neden oluyorsa, finansal piyasaların istikrarı ve bankaların denetiminden sorumlu olan yetkililerin istikrarı yeniden oluşturmak için gerekli önlemleri almak zorunda oldukları ve amaca uygun etkin yöntemler için risk mühendisliğini ve risk mühendislerini daha ciddiye almaları gerektiği açık.http://www.airjordansneakerretro.com

Leave a Response