riskonomi.com

21. Yüzyılda Finansal Risk Yönetimi

Quo Vadis Basel, FSB, G-20 ve Diğerleri…? (Du bakali nolcek?)

Doç. Dr. C. Coşkun KÜÇÜKÖZMEN

İzmir Ekonomi Üniversitesi
Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölümü
İZMİR

Daha yazının başında çok iddialı bir saptamada bulunmak istemiyorum ama son 26-27 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen son G-20 zirvesinde top -Basel konusunda- taca atıldı. Taç atışı 11-12 Kasım tarihlerindeki G-20 Seul zirvesinde yapılacak. Aslında sürpriz sayılmaması gereken bu sonuca nasıl gelindiğini açıklamaya çalışalım.

İngiltere’nin Exeter Üniversitesi’nde bir yandan doktora çalışmalarımı sürdürürken diğer yandan MBA Programında Küresel Ortamda Bankacılık Riskleri (Banking Risks in a Global Environment) başlıklı dersi veriyordum. Derslerime zaman zaman Londra’dan konuk konuşmacılar da davet ediyordum. 1999 yılı, ders içeriğini hazırlamak açısından çok bereketli (!) bir yıldı. LTCM isimli serbest yatırım fonu (hedge fund) batmış, Basel-II adıyla yeni düzenleme taslağı görüşe sunulmuştu. Dersimin bankalarda sermaye yeterliliği konusuna hemen Basel-II konusunu ilâve ettim.

Basel İle Nasıl İlgilendim?

Sahip olduğum bilginin yetersiz olabileceğini düşünerek İngiltere Merkez Bankası (Bank of England) Düzenleme Politikaları Bölümü’nden (Regulatory Policy Division) Simone Varotto’yu Basel-II konusunda öğrencilerime konuşma yapmak üzere davet ettim. İyiki de davet etmişim. Simone elinde  Michael K. Ong’un Internal Credit Risk Models: Capital Allocation and Performance Measurement isimli kitabıyla geldi. İlk bakışta ileri düzey istatistik içeren bir ders kitabı görüntüsü veren bu kitabın Simone’nin sunuşundan sonra gelmekte olan Basel-II kasırgasının habercisi olduğunu anladım. Konunun sadece düzenleme değil aynı zamanda bankacılar için adeta zorunlu yeni bir lisans programı niteliğinde olduğu, hatta master ve doktora seviyesine de kolaylıkla çıkabileceği son derece aşikârdı. Geçen 11 yıl içinde Basel-II sadece bankacılık değil akademik dünyanın da artan ilgisini çekmeyi başardı. Giderek karmaşıklaşan süreçleri bırakın uygulamayı takip edip anlayabilmenin bile ne kadar güç olduğu bugün itiraf edilmese de zımnen kabul edilmiş bir gerçek (bu arada Dr Simone, Henley Management College ICMA Centre’de öğretim üyesi).  

Doç. Dr. C.Coşkun KÜÇÜKÖZMEN  

1961 Konya doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Konya’da tamamlayan Küçüközmen 9 Eylül Üniversitesi İİBF, İktisat Bölümü 1984 mezunu. Çalışma hayatına 1986 yılında TC Merkez Bankası İdare Merkezi’nde başlayan Küçüközmen 1994/95 yıllarında AB’nin Jean Monnet bursuyla İngiltere’de Loughborough Üniversitesi’nde bankacılık alanında yüksek lisans yaptı ve tezini mevduat sigortası konusunda yazdı. 1996 yılında TC Merkez Bankası nezdinde faaliyet gösteren Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nda çalışmaya başladı. 1997 yılında Banka tarafından burslu olarak İngiltere’ye gitti. Doktora çalışmasını yaptığı Exeter Üniversitesi’nden de burs alan Küçüközmen doktora derecesini alarak 2000 yılında Türkiye’ye dönmüş ve yeni kurulan BDDK Risk Yönetimi Dairesi’nde Daire Başkan Yardımcısı olarak görev almıştır. BDDK’da Basel-II, Piyasa Riski, Bankalarda İç Denetim ve Risk Yönetim Sistemleri, QIS çalışmaları gibi birçok çalışmada yer alan Küçüközmen bu konularda muhtelif ulusal ve uluslararası seminer ve konferanslara konuşmacı olarak davet edildi. Uluslararası bilimsel endekste yer alan akademik dergilerde birçok yayını bulunan Küçüközmen 2005 yılında tekrar TC Merkez Bankası’na döndü. 2001 yılından bugüne kadar ODTÜ Uygulamalı Matematik Enstitüsü’nde finansal ekonometri, risk yönetimi, enerji gibi konularda ders veren ve 2009 yılı Haziran ayında Doçent olan Küçüközmen Mart/2010 tarihinde TC Merkez Bankası’ndan emekli oldu. Küçüközmen İzmir Ekonomi Üniversitesi, Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.  

 BASEL-II’de Dil ve Teknoloji Sorunları

 Basel’de İşler Nasıl Gelişiyor

Basel Komitesi tarafından 17 Aralık 2009 tarihinde yayınlanan ikinci istişare paketinin 16 Nisan 2010 tarihine kadar görüşe açık tutulacağı duyurulmuştu. Sürenin sona ermesinden hemen sonra www.bis.org sitesinde pakete ilişkin olarak alınan yorumlar yayınlandı*. Söz konusu istişare paketleri sırasıyla “bankacılık sektörünün toparlanmasının güçlendirilmesi” ve “likidite risk ölçümü, standartlar ve izleme hususlarına ilişkin uluslar arası çerçeve” adlarını taşıyordu.

Toplam 266 yorumun yer aldığı listede başta merkez bankaları, bankacılık denetim otoriteleri, bankalar birlikleri, yatırım bankaları, ticari bankalar, meslek örgütleri ve uluslar arası kuruluşlar tarafından yapılan yorumlar olmak üzere birkaç anonim (isminin açıklanmasını istemeyen) ve şahsi yorum mektubu da yer aldı. Yayınlanan yorumlar arasında Southampton Üniversitesi, Rouen Business School, Frankfurt School of Finance & Management gibi akademik kurumlar yer alırken Siemens, Algorirthmics, Ernst & Young ve PriceWaterhouseCoopers da yer aldı.

Türkiye’nin Basel-II’ye ilişkin görüşleri

TCMB ve BDDK Başkanlarının ortaklaşa imzaladığı** Türkiye görüşünün de yer aldığı yorumlar listesinde derecelendirme kuruluşlarından Fitch ve S&P’nin yer almasına karşın Moody’s derecelendirme kurumundan herhangi bir görüş ya da yorum yer almadı.  Ancak gönderilen yorumların sahipleri diledikleri takdirde yorumlarının listede yer almamasını talep etme hakkına sahipler.

TCMB/BDDK tarafından ortaklaşa yapılan yorumun** giriş kısmında Basel Komitesi’nin girişimlerinin bankacılık sektörünün istikrarı ve sağlamlığına büyük katkı yapacağı vurgulanarak BDDK’nın Basel-II standartlarını eksiksiz olarak uygulamak üzere çalışmalarını sürdürdüğü ifade edilmekte. Yorumda kredi derecelendirme kuruluşlarının yaşanan krizdeki rolleri ve aldıkları eleştirilere rağmen Basel-II düzenlemesi çerçevesinde hâlâ eski önemini koruyor olmasının tekrar gözden geçirilmesinin gerekli olduğunun altı çizilmiş. Aslında kredi derecelendirme notlarının birer çentik (notch) inmesi ve çıkması durumu bir teamül halini almışken hem ülke notumuzun birden bire iki kademe birden artırılması, hem de Yunanistan’ın derece notunun 3 (üç) kademe birden indirilmesi BDDK’nın bu yöndeki eleştirisini haklı çıkaran bir olay gibi görünmekte. 

TCMB/BDDK tarafından yapılan bir diğer eleştiri de likit varlıkların tanımına ilişkin. Eleştiri, yabancı para cinsinden ihraç edilen kamu borçlanma araçlarının da uygun bir kesinti/indirim oranı (haircut) uygulanarak likit varlık sayılması yönünde olmuş. Bu konu dolaylı da olsa ülkemizin borçlanmasını da etkileyecek önemli bir konu ve yerinde bir eleştiri.  Yapılan diğer eleştiriler sırasıyla; kaldıraç oranının mekaniği, likidite riski düzenlemesinde yer alan ve kamu borçlanma araçları için öngörülen %0 kesinti/indirim oranının (haircut) çok iyimser olduğu, likidite kapsama oranının gerçekçi bir yüzde faktörü ile ifade edilmesi (Basel %100 öngörüyor), sermaye tanımında yer alan azınlık hisseleri (paylarının) ana sermaye kapsamı dışında bırakılmasının gelişmekte olan ülkelere sermaye akımlarını olumsuz etkileyeceği şeklinde.

Komite muhtemelen kendisine ulaşan eleştirileri dikkatle değerlendirerek toplu bir yanıt verecek ve uygun gördüklerini dikkate alarak düzenlemenin kapsamında bir takım değişikliklere gidebilecek. Ancak gerek basında yer alan haberler, gerekse yetkili ağızlardan yapılan açıklamalar “düzenlemenin bütününde bir değişikliğe gidilmeyeceğini, likidite konusunda yumuşatmalar olabileceğini ve sürenin 2012 yılı başına uzatılacağını” ima ediyor.  

G-20 Toronto Basel’e Nasıl yaklaştı?

İşte bu noktada Toronto’da yapılan son G-20 zirve deklarasyonunda “…. Yeni Basel düzenlemesi çerçevesi konusunda Seul zirvesinde bir anlaşmaya varmayı destekliyoruz” gibi muğlâk bir cümle kullanılarak top taca atılmış ancak taç atışı görevi de Basel Komitesi’ nin yanı sıra FSB’ye de (Financial Stability Board) verilmiş. Basel-II’ye ilişkin algı ve yaklaşımların ülkeden ülkeye hatta bankadan bankaya bile değiştiği, ilgili tarafların “…bu işi en az zararla nasıl atlatırım” dediği bir ortamda görüş birliğine varmak elbette güç. Ancak konunun salt düzenleme olmadığı, aynı zamanda bu düzenlemenin denetlenebilir olması ön koşul. Peki bu iş nasıl yapılacak? Eminim birçok ülke Basel-II’yi başından beri Aziz Nesin’in öykülerinde dediği gibi “du bakali nolcek” modunda izledi. Anlaşılması ve uygulanması güç konularda itiraz gelmesi, ortaya aykırı görüşler sürülmesi son derece doğal. Ne de olsa rekabetçi küresel ortamda ayakta durmak gerek, ama nasıl?    

Şimdi Ne Olacak?

Bunu önümüzdeki aylarda göreceğiz. Muhtemelen kapsamlı bir Sayısal Etki Çalışması (QIS) yolda. Çoğu zaman gereksiz bir şekilde artan ev ödevleri, karmaşıklaşan finansal yapı, yapılan düzenleme çalışmaları ve bunların hepsinin küresel kriz ortamında yapıldığı dikkate alınacak olursa işin ne denli çetrefilli hale geldiğini görebiliriz. Halen devam etmekte olan Lehman soruşturması, Goldman Sachs’ın bundan nasibini alması, Yunanistan’ın durumu, sırada Portekiz, İspanya ve İrlanda’nın olması Euro’nun akıbeti ve çift dipli resesyon nidaları piyasaları tedirgin hale getiren diğer unsurlar. Her derde deva olmasa da ortak payda açısından Basel’i ve FSB’yi yakından izlemekte fayda var. Ancak izlemenin seyretmek olmadığını da dikkate almak gerek.
* http://www.bis.org/publ/bcbs165/cacomments.htm
** http://www.bis.org/publ/bcbs165/brasaacbot.pdf

Comments are closed.