riskonomi.com

21. Yüzyılda Finansal Risk Yönetimi

Bir Dünya Devinin Çöküşü: ENRON Skandalı

RİSKONOMİ Editorial

Son dönem işletme tarihinin en dikkat çekici “vakası” olan Enron şirketindeki yolsuzlukların ortaya çıkması ve dünyanın önde gelen denetleme şirketlerinden Arthur Andersen’in de bu süreçte rol alması, aslında çöküşe yol açacak bir piyasa mekanizmasının varlığı için bir uyarı sinyali olmalıydı.  Amerikan kurumsal kültürünü derinden etkileyen bu olay, dünyanın geriye kalanındaki özellikle gelişmekte olan ülke ekonomileri açısından hiç de yabancı değildi. Ancak bu defa sahne ve oyuncular yer değiştirerek oyun dünyanın en gelişmiş ülkesinde sergilenir olmuştu.

 Amerika Birleşik Devletleri’nde “11 Eylül” saldırılarından sonra finans alanında ikinci bir şok ülkenin en büyük enerji şirketlerinden Enron’un ülkeyi sarsan iflasının yarattığı sonuçlarla yaşandı. Enron’un ortaya çıkardığı etki ve sonuçlar sayesinde aslında pek çok şeyin geç de olsa farkına varılmış oldu. Yıkılmaz ve sarsılmaz zannedilen pek çok Amerikan değer ve kültürü, sadece bir şirketin, “Enron”un, ancak tarih kayıtlarına geçecek tür ve büyüklükteki iflas talebiyle sarsılmaya başladı. “11 Eylül” sonrası dönem düşünülecek olduğunda bu durum, çok yeni bir şey olmamasına karşın Amerika için alışık olan bir durum değildi. 

Türev Hesapları ile Kapatılan Zarar

Esasında bir enerji şirketi olarak 1985 yılında kurulan ve internet teknolojisindeki gelişmeleri gayet iyi yakalayarak 1990’ların sonunda en gözde şirketlerden birisi haline gelen Enron, 1999 yılı başında 20$ civarında olan hisse senedi fiyatlarını 90$’a kadar yükseltmeyi başarmıştı. Enron’un çok “sağlıklı karlar” elde ettiğini düşünen yatırımcılar bu şirketin piyasa değerini yükseltmekte hiç tereddüt etmiyorlardı. Enron da yayınladığı, dünyanın en büyük denetleme şirketlerinden birisi olan Arthur Andersen’in denetiminden geçen muhasebe raporlarında şişkin karlar göstererek yatırımcılara güven veriyordu. Oysa 2001 yılında ortaya çıktı ki aslında Enron enerji piyasasından çok büyük zararlar yazıyor ve bu zararları çeşitli finansal türev araçları kullanarak ve muhasebe hilelerine başvurarak kapatıyordu. Ancak büyük bir yatırımcı kitlesini uzun bir süre kandırmak mümkün değildi. Enron esasında sermayesinin muhasebeleştirdiğinden çok daha eksik olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı. Bu itiraf Enron açısından sonun başlangıcı, ABD ekonomisi açısından ise bir dönemin kapanışı idi. Enron’un iç yapısının oldukça çürük olduğunu fark eden yatırımcılar derhal ellerindeki hisseleri çıkartmaya başladılar. Sonuçta zirvesinde 70 milyar $’ı aşkın bir şirket olan Enron hisse senetleri ilk önce 20$’a daha sonra ise 0.26$’a kadar geriledi ve şirket 2 Aralık 2001 tarihinde iflasını açıklamak zorunda kaldı. 

Bir Enerji Devinin Yükselişi ve Çöküşü 

ABD’nin Houston (Texas) merkezli şirketi, Enron; 1985′te iki doğal gaz şirketinin birleşmesiyle ortaya çıktı. Kısa müddet sonra Amerikan enerji piyasalarının serbestleşmesiyle serpildi ve gelişti. Future sözleşmeler adeta onun adıyla anılır oldu.. ABD’de 1980′lerin ortalarında petrol fiyatları istikrarlı biçimde düşmeye başlamıştı. Doğal gaz alıcıları bu dönemde fuel-oil gibi alternatif ucuz enerji kaynaklarına yönelmeye başladılar. Tam bu sırada Enron öncülüğündeki endüstri şirketleri piyasanın kurallarıdan arındırılması (dereleguation) için yoğun lobby faaliyetlerine girişmeye başladılar. Bunların sonucunda oluşturulan yeni piyasada da Enron (gelecekteki enerji teslimlerinde geçerli olacak fiyatlara garanti vererek) futures sözleşmelere girişti. Hemen akabinde Enron, benzer fırsatı (future sözleşmeler) serbestleşen elektrik piyasasında da edindi. 1990′ların ikinci yarısında Enron, yeni piyasalara girerek faaliyetlerini genişletti. Enerjiye ilaveten, çelik ve orman ürünleri gibi endüstriyel ürünlerin ticaretine başladı. Yaklaşık on yıl kadar sonra şirket, faaliyet alanlarını daha da genişletmiş reklam amaçlı yayımcılık, internet bandwith hizmetleri ile (kötü hava şartlarından kaynaklanan ekonomik riskleri sabitleyenler dahil) future sözleşmeler gibi geniş bir alana yayılmıştı. 

Sonuçta 1980′li yılların küçük çapta bir boru hattı şirketi Enron, kısa- bir sürede (2000 yılı) toplam geliri 100 milyar doları bulan dünyanın sayılı en büyük enerji şirketlerinden biri haline gelmişti. Aynı yıl itibariyle temel verilerine bakıldığında toplam aktifleri 65.5 milyar dolar ve toplam çalışan sayısı 19.000′ e yaklaşmıştı. 2000 yılı gelirleri 100 milyar doları aşan Enron, enerji üretimi ve dağıtımı ile başlayıp, daha sonra enerji ticareti üzerinde yoğunlaşmış bir şirket. Şirket, zaman içerisinde, kendi başına adeta bir enerji  borsası haline geliyor ve ABD ile Avrupa’da enerji ticaretinin yüzde 20′sini gerçekleştiriyordu. Bunun yanısıra, şirket birçok yeni alana da girmişti. Enron, bir yandan ABD’de enerji piyasasının liberalleştirilmesi için var gücüyle çabalarken, diğer yandan da bu piyasada önemli bir oyuncu haline gelmişti. 

Sonun Başlangıcı 

Şirket’in batışına giden yoldaki en önemli kilometre taşları, yasal ve/veya yasadışı olarak uygulanan bazı muhasebe kuralları ve Enron dışında kurulmuş birçok SPE (Special Purpose Entity) şirket kanalıyla risklerin ve zararların bilanço dışına çıkarılarak gizlenmesi olmuştu. Bu işlemlerle ve diğer bazı ilişkiler sayesinde karlı ve parlak bir görüntü yaratılarak şirketin hisse senedi fiyatları yükseltilmişti. Enron’un, Ekim 2001 ‘de zarar açıklaması ve Kasım 2001 ‘de geçmişe dönük olarak gelirlerini düzeltmesiyle başlayan süreç, Aralık başında şirketin iflasını istemesiyle korkunç sona ulaştı.  

2001 yılının Ekim ayında şirketin denetçi firması Enron’ un iştiraklerinden bir bölümündeki borç ve zararların Enron ‘un mali tablolarında yer alması gerektiğini kamuoyuna duyurduğunda bunun anlamı; Enron’un dönem faaliyetlerinin 1 milyar dolarlık zararla sonuçlanmasıydı. Bu beklenmedik gelişme üzerine Amerikan Sermaye Piyasası Kurulu olarak ifade edilebilecek SEC (The Securities and Exchange Commission) ve ondan sonra da olayın ciddi boyutları üzerine Adalet ‘Bakanlığı ile ABD Kongresi’nin soruşturmaları birbirini izledi. Soruşturmalarla birlikte Enron ‘un hisseleri ve bonoları değer kaybetmeye başladı. Şirket derecelendirmeleri aşağı çekildi. 2001 yılı başında 80$ ve Ekim ortasında 35$ olan Enron  hisse senedi fiyatı hızla düşmeye başladı ve 2001 sonlarında 0.20$’a indi. Bu keskin fiyat düşüşü sonucunda yatırımcılar ve emeklilik fonlarını şirketlerinin hisse senedine yatıran Enron çalışanları büyük zarara uğradılar.

En büyük rakibi Dynergy’le olan birleşme görüşmeleri başarısızlıkla sonuçlandı. 02.12.2001 tarihine gelindiğinde Enron’un iflas başvurusunda bulunmaktan başka çaresi kalmamıştı. Bu başvurudan hemen sonra SEC, soruşturmayı Enron’un denetçi firmasını içerecek şekilde genişletti. Soruşturmaların ilk ortaya çıkardığı sonuçlar açıklandığında gerçekten Enron da önemli şirket evraklarının imha edildiği hatta bu eylemlerin soruşturma sürecinde sürdüğü ortaya çıktı.

Skandalın Sorumluları 

Bankalar

Enron, ABD’nin en büyük bankalarından önemli miktarlarda krediler kullanmıştı. Kesin miktarı henüz belirlenememekle birlikte borçlarının” önemli miktarının teminatsız olması, bankacılık piyasasında neler olduğu sorusunu da akla getirmektedir. Enron ‘ a en büyük borç verenlerin başında J.P. Morgan Chase gelmektedir. Adı geçen banka 2002 başı itibariyle Enron’ da 456 milyon dolarlık kayba uğradığını duyurdu. Diğer bir alacaklı banka olan Citigroup ise kayıp miktarının aynı tarih itibariyle 228 milyon dolar olduğunu bildirdi. Bank of Amerika da Enron’a 200-300 milyon dolarlık kredi verdiğini duyurdu  Enron’un bankalara olan borçları tam olarak belirlenmiş olmamakla birlikte çok sayıda bankanın büyük İktidarlardaki alacakları nedeniyle bir kredi riskiyle karşı karşıya kaldığı söylenebilir.

 Denetim ve Kredilendirme Firmaları da Sorumlu

 Bu trajedinin Enron dışındaki diğer başrol oyuncusu ise Ünlü bağımsız denetim firması Arthur Andersen (AA). Enron’un, kamuoyu veya yatırımcılar adına “bağımsız” denetimini bu firma yapıyordu. Yatırımcılar adına bu denetimi hakkıyla yerine getiremeyen ve zamanında gerekli uyarıları yapamayan AA ciddi eleştirilere maruz kaldı. Öte yandan, Enron ‘un kirli çamaşırları ortaya çıkınca AA firmasında Enron denetiminden sorumlu olan denetçinin ilgili dokümanların önemli bir kısmmı kağıt kıyma makinasından geçirdiğinin Olaya çıkışı ise kamuoyunda bardağı taşıran son damla oldu. Enron olayından en büyük darbeyi alan kurumlar AA firmasının şahsında “bağımsız denetim şirketleri” oldu. Bilindiği üzere bu şirketler, ilgili kamu kurumlarının bu kadar çok sayıda ve kapsamda denetimi yapamamaları nedeniyle, kendilerine kamu adına halka açık şirketleri denetleme yetkisi verilmiş şirketler. Paralarını şirketten almakla birlikte, kamu ve yatırımcılar adına bu denetimi yapmaları gerekiyor. Yani şirketi değil, yatırımcıları korumak asli görevleri. Enron olayında AA firmasının yaptıkları veya yapmadıklarını gören yatırımcılar ve şirket çalışanları kendilerini adeta “ihanete uğramış” gibi hissettiler.  AnIaşılan o ki; Enron’un iflası ve denetçi firmanın akıbeti dünya çapında beş büyüklerden oluşan denetim endüstrisinde taşları yerinden oynatmış gibi görünmektedir.

Enron’un çöküşü rating firmalarının güvenilirliğine de büyük gölge düşürdü. Daha ekim ayı ortalarında Enron’a ‘Baa’, yani kredi verilebilir notu veren Moody’s, bu notu ancak kasım sonlarında ‘B2′ye düşürdü. ‘B2′ Junk Bond, yani batmış hisse anlamına geliyor.

Çöküş Liderlik Sorunu mu?

Enron  olayı ile ilgili çeşitli yorumlar yanında bunn bir liderlik krizi olduğu tezleri de görülüyor. Şu kadarını kesin olarak biliyoruz ki, Enron’un yaptığı ölümcül hatalar, yönetiminin kendini beğenmişliğinden ve bu tavırlarının, yönetim kurulu üyeleri, ekonomi kurmayları, politikacılar ve borsa analiz uzmanlarınca gizliden gizliye desteklenmiş olmasından kaynaklanıyor. Zamanında uyarı işaretlerini görmezden gelip başlarını diğer yana çeviren bu (autistik) insanların bir çoğunun, Enron ile ciddi boyutlarda parasal ilişkileri bulunduğunu görüyoruz.

SONUÇ 

Enron skandalının ortaya koyduğu gerçekler şöyle: Şirket yöneticileri, büyük ölçüde, maaş, prim veya hisse senedi opsiyonları yoluyla, kendi servetlerini artırmak için yasa dışı ve/veya ahlak dışı davranışlara girmişler; bu şirketleri yatırımcılar adına denetlemekle veya izlemekle yükümlü olan bağımsız denetim şirketleri, derecelendirme şirketleri ve hisse senedi analistleri görevlerini yapmamışlar; bütün bu sistemi düzenleyen ve gözeten kamu kurumlar ise çaresiz kalmışlardı. ABD’de muhasebe ve denetim kuruluşları ve bunlarla ilgili düzenlemeler başta gelmek üzere sosyal güvenlik mevzuatı, hisse senedi ve bono piyasaları (kamu oyunun bilgilendirilmesi), resmi federal kuruluşlar, Amerikan siyaseti. ve finansmanı, kurumsal bankacılık gibi çok değişik alanlar Enron sayesinde sorgulanır oldu. Bunların yeniden gözden geçirilme veya tamamen kaldırılarak yeniden yapılandırılma ihtiyacı ortaya çıktı. Ancak Amerikan kurumsal kültürünü derinden etkileyen bu olay, dünyanın geriye kalanındaki özellikle gelişmekte olan ülke ekonomileri açısından hiç de yabancı değildi. Ancak bu defa sahne ve oyuncular yer değiştirerek oyun dünyanın en gelişmiş ülkesinde sergilenir olmuştu.  Değeri 60 dolarlardan birkaç sente gerileyen “Enron”, bu tip olayların sadece az gelişmiş ya da gelişmekte olan hukuk ve ekonomi sistemlerine özgü olmadığını göstermesi bakımından da önemlidir.

 

KAYNAKLAR:

http://www.ekodialog.com/Makaleler/enron_enerji_devi_cokusu.html

http://www.ekodialog.com/Makaleler/enron_skandali_sermaye_piyasalari.html

http://www.sensizliksokagi.biz/finans-ekonomi-borsa-makaleleri/147871-enerji-devi-enron-un-cokusu-ve-etkileri.html

James R. Fisher Jr.: Gerçek Liderler Enron’u Kurtarabilirdi

http://www.rotayayin.com.tr/ee/makale/?kod=987

Comments are closed.